MURAT GÜNGÖR
Aklın uzağındaki duygular!
Sporcunun, bir akıl yönünün bir de duygu yönünün var olduğunu hepimiz biliyoruz. Sporcu, duygusal bir varlıktır. Karşılaştığı olaylar karşısında değişik duygular yaşar. Duygular bulaşıcıdır. Yaşamakta olan hiçbir canlı bu duygusallığa son veremez. Duygusallık, kontrol edilmesi gereken bir durumdur. Bunu da sporcu, ancak aklı ve mantığıyla kendi duygu alanını sorgulayarak, nerede olduğunu görerek ve kendi içinde gerekli olan değişim ve dönüşümü yaparak sağlayabilir.
Yakın zamana kadar yanınızda gibi görünen, size sempati duyan bir kişi, mantığına ters düşen bir olay karşısında duygusallığa düşerek, karşınızda yer alabilir. “Asıl azmaz, bal kokmaz, kokarsa yağ kokar, onunda aslı ayrandır.” diye anlamlı bir atasözümüz vardır.
Kendine has özellikleri bulunan bir nesne ne denli biçim değiştirirse değiştirsin, asli özelliğini yitirmez. Bu durum insan için de söz konusudur. Soylu bir aileden gelen insanlar ne denli büyük sarsıntılar geçirirse geçirsinler, bayağı bir duruma düşüp yozlaşmazlar. Soyluluklarını yitirmezler. Ne kadar büyük toplarla surlarını döverseniz dövünüz ebediyen fethedilmez bir kale gibi dimdik karşınızda dururlar. Ama mayalarında bir noksanlık bulunan kimseler için böyle bir şeyden söz edilemez; onlar eninde sonunda bir açık verirler, olumsuz yanlarını dışa vururlar.
Ağaç doğrulmadan gölgesi nasıl doğrulabilir. Ahde vefasızlığa vefasızlıkla cevap vermekten, vefa göstermek daha faydalıdır. Yaşlanmak bir dağa tırmanmaya benzer; çıktıkça yorgunluğunuz artar, nefesiniz daralır ama bakış açınız genişler.
Hep bize umut vermesini, güç vermesini beklediğimiz insanlara biz ne veriyoruz? O görmeden görebilmek, istemeden yanında olabilmek, onu sorgulamamak, sadece yol göstererek yanında olabilmek. Bunları ne kadar becerebiliyoruz acaba?
İnsandır sanırdım vefalı olan
Seveni uğrunda cefayla solan
Kırk yıl hatırıyla fincana dolan
Bir yudum kahveyi içen kalmamış
Sporda vefalı dostlar en yalnız olduğumuz anlarda; en güzel gülüşleri, en samimi bakışlarıyla ışık tutarlar yolumuza. Geçmişten bir gölge gibi yanımızdadırlar. İçimizdeki umutsuzluğu yok etmektir görevleri. Bekledikleri tek karşılık gözlerimizdeki ışığı görebilmek, umudu yeniden yüreğimizde yeşertebilmek, kaybetmeden görmeyi başarabildiğimiz güzelliğe bizi ulaştırabilmektir.